logo

1.
Fıkıh  Usûl-ü ilminde  kaynaklardan hüküm çıkarmayı ifade etmek için

“……………..” terimi kullanılmaktadır.  “…………….” terimi, sözlükte “hüküm çıkarmak, keşfetmek ve istihrâc” anlamlarına gelmektedir.  Istılahta ise, gerekli metotların kullanılması ve gereken gayretin kullanılmasıyla nasslardan hüküm çıkarmaktır.boş yerlere?
Doğru Cevap: "A" istinbat
Soru Açıklaması
2.
bilgiye temel teşkil eden tarihi metinlerin  anlaşılıp yorumlanmasını, tarih boyunca ne üstlenmiştir?
Doğru Cevap: "A" filoloji
Soru Açıklaması
3.
aiağıdakilerden hangisi istinbat için gerekli kaidelerden değildir?
Doğru Cevap: "A" mantıki kaideler
Soru Açıklaması
4.
-……………….Bu kaideler, Şari’in hikmet sahibi olması inancının üzerine inşa edilmiştir. Bu nedenle Şari’in, emir, tavsiye, yasak, adem-i tasvib ve serbest bırakma kabilinden hükümlerinde bir takım hikmetlerin varlığı kabul edilmektedir.boş yere ne gelmelidir?
Doğru Cevap: "A" şeri kaideler
Soru Açıklaması
5.
Zaruret-i diniyyeden kabul edilen nefsin, malın, ırzın, dinin korunmasının asıl olduğuna dair kaideler ve prensiplerin konu edindiği “makasıdü’ş-şeria” da denilen kaide nedir?
Doğru Cevap: "A" şeri kaideler
Soru Açıklaması
6.
İslam’ın en temel ve en sağlam kaynağı olan Kur’an ve onu en iyi anlayan ve tatbik şeklini gösteren Hz. Peygamber’in sünneti Arapça olarak gelmiştir. Şer’î “nasları anlamak için emir, nehiy, umum, husus, icmal, tebyin gibi Arapça ile direkt ilgili hususlar karşımıza çıkmaktadır. Bu sebeple Arapçanın inceliklerini bilmek, Arapların üsluplarına vakıf olmak ve kullandıkları cümlelerle neleri ifade etmek istediklerini iyice anlamak naslardan doğru hüküm çıkarmak için zaruridir.ifadesinden ne anlaşılır?
Doğru Cevap: "A" lügavi kaideler
Soru Açıklaması
7.
“İlk önce Kuran’ın Arapça indiğini anlatarak bu işe başladım. Çünkü Arapça’nın genişligine, bir çok yönünün olduğuna, manalarının birleşim ve ayırım noktalarına vakıf olmayan hiç bir kimse Allah’ın Kitabının ilmindeki cümlelerin izahını bilemez.sözü kime aittir?
Doğru Cevap: "A" şafii
Soru Açıklaması
8.
aşağıdakilerden hangisi lafızların vazedildiği manaya göre lafızlardan değildir?
Doğru Cevap: "A" cevher
Soru Açıklaması
İstinbât Metodoljileri:Burada, Arapçanın istinbât metotlarındaki fonksiyonu ortaya konurken, lafızanlam ilişkisini daha ayrıntılı olarak ele alan, fukaha metodolojisinin istinbât sistemi esas alınmaktadır.

*** Ancak, mütekellimin metodolojisinde olduğu gibi, fukaha

metoduna göre yazılmış eserlerde de sistematik açıdan bir yeknesaklık

bulunmamaktadır.

***Mesela lafzi  istinbât metotları Pezdevi’nin usulünde; “Nazmın

kısımları (Aksamü’n-nazm)”  başlığı altında ele alınırken,  onu esas aldığını

söylemesine rağmen,

***Molla Husrev  Mirat’ında konuyu,  “Ortak Bahisler” (elMebahis’ül-müştereke) başlığı altında ele almıştır. Bu farklılık üst başlıklarla sınırlı

kalmamış, bazı  alt başlıklara da yansımıştır.

***Mesela, emir ve nehiy konusu Debbusi’nin usulünde; “Konuşmanın Çeşitleri” (Envaü’t-tekellüm) başlığı altında,

***Serahsi’nin usulünde müstakil başlıklar altında,

*** Pezdevi’nin usulünde ise “Hass” üst başlığı altında ele alınmıştır.
9.
aşağıdakilerden hangisi lafızların manalarına ve bu manaların kapsamlarına göre lafız çeitlerinden değildir?
Doğru Cevap: "A" batıl
Soru Açıklaması
10.
aşağıdakilerden hangisi manalarına delaletinin kapalı oluşu açısından lafızlardan değildir?
Doğru Cevap: "A" müevvel
Soru Açıklaması
logo

11.
aşağıdakilerden hangisi lafızların kendi anlamlarında kullanılıp kullanılmamaları açısından lafızlardan değildir?
Doğru Cevap: "A" cevaz
Soru Açıklaması
12.
aşağıdakilerden hangisi lafızlar manalarına göre delalet ediş yolları yada müctehidin istinbat ediş yolları açısından lafız değildir?
Doğru Cevap: "A" fıkhın delaleti
Soru Açıklaması
13.
aşağıdakilerden hangisi vazi manasının şümülü itibariyle lafızlardan değildir?
Doğru Cevap: "A" lafız
Soru Açıklaması
14.
-……………..tek vaz ile tek bir manayı ifade etmek üzere konulmuş ve teker teker fertlere delalet eden lafızdır.(Ahmet, Mehmet, Ali, Ayşe .Fatma gibi özel isimler; İnsan, hayvan, kadın, erkek gibi cins isimleri ve ilim, cehalet, re’y, hikmet gibi mana isimleri ,Aynı şekildeş iki, üç, dört, elli, yüz ve bin gibi sınırlı sayı bildiren isimler de ………………….isimlerdir.boş yerlere?
Doğru Cevap: "A" hass
Soru Açıklaması
15.
Hass lafızlar vazedildiği  manaya kesin (kati) olarak delalet eder.
Hilafına delil olmadıkça, vaz’  edildiği mananın dışına çekilemeyeceği ve başka manalara ihtimalinin bulunmadığı kabul  edilmiştir.Bu sebeple Kur’an’da “Ey iman edenler! Rüku’ ve secde yapıp Rabbiniz’e ibadet ediniz ve hayır işleyiniz ki kurtulasınız.”(Hacc, 77) Ayetteki “rüku’ ediniz” emri namaz¬daki rüku’a aittir. “Rüku’” lafzı, tam düzgün halden biraz eğilme manasına vazedilmiş hâss bir lafızdır. Hâssın vazedildiği mana ile amel edilebilmesi (ma’mülü’n-bih olabilmesi) için farz olan rüku’u bundan ibaret
saymışlar ve rüku’da ta’dili farz kabul etmemişlerdir.  Yani haber-i vahide binaen Kur’an’ın hassı değiştirilemez.diyen kimlerdir.
Doğru Cevap: "A" cumhur ulema
Soru Açıklaması
16.
hass lafızların manalarına delaleti kati değildir. Çünkü potansiyel olarak mecaza ihtimali vardır. Böyle bir ihtimal varken katilik söz konusu olamaz.   Mesela, “aslan” kelimesi vaz’olunduğu mana olan aslan isimli hayvana delalet eder. Aynı zamanda mecaz yoluyla “yiğit kişi” anlamında da kullanılır. Bu anlama kullanılmasına delalet eden bir delil bulunmadığında bu ihtimal dikkate alınmaz ve vaz’ edildiği manada kullanılır. Delil ulunduğunda ise, hass, tevil kabul eder ve aslî manasının dışında muhtemel başka bir manada kullanılabilir.görüşü kimlere aittir?
Doğru Cevap: "A" şafiilerin çoğu semerkandlı hanefiler
Soru Açıklaması
17.
aşağıdakilerden hangisi Hassın Nevilerinden değildir?
Doğru Cevap: "A" mecaz
Soru Açıklaması
18.
mutlak: “ta’yin ve tahsise delalet etmeksizin ve bütün fertlerine şümulü olmaksızın kendi cinsi kapsamındakilere teker teker eşit derecede delalet  eden lafızdır”.tarifi kime aitir?
Doğru Cevap: "A" hanefi
Soru Açıklaması
19.
Lugatta, kayıt altına alınmış manasına gelen ………………….. usül ıstılahında; muayyen olmayan fert veya fertlere delalet etmekle beraber, lafzın delalet ettiği mahiyet ve hakikat üzerine zait herhangi bir sıfat, hal, gaye veya şart ile kaydedildiğine dair bir karine bulunan ve bir yönüyle fertlerinin tamamına şayi olmaktan çıkan lafızdır. Mesela “mü’min rakabe (köle)” dediğimiz de mü’min sıfatı “rakabe” kelimesinin bütün fertlerine delaletini engellemektedir. Dolayısıyla “rakabe” kelimesi burada

…………………olmuştur.boş yerlere?
Doğru Cevap: "A" mukayyed
Soru Açıklaması
Hanefiler bir lafzın mutlak olduğunu tespit için üç şart ararlar:

***Birincisi şüyu’; yani lafzın vazedildiği hakikat ve mahiyetten, muayyen olmayan ferde veya fertlere şayi olmasıdır. Bu kayıtla mutlakın “marife”den farkı  gösterilmek istenmiştir.

***İkincisi adem-i şumul; mutlak olan lafızda fertlerinin tamamına şamil olduğuna dair bir karine bulunmamasıdır. Bu kayıtla da “mutlak”ın “âmm”dan farkı  anlatılmak, istenmiştir. Zira “âmm”ın manasında fertlerinin tamamını kapsama söz konusudur. Yani istiğrak ve şumül vardır.

***Üçüncüsü  ise, adem-i tahsisdir. Yani, lafzın müsait olduğu fertlerin bazısına tahsis edildiğine dair bir karinenin bulunmamasıdır. Bu kayıt ile de, mukayyed dışarda tutulmuştur. Mesela adam, adamlar, öğrenci, öğrenciler kuş, kuşlar denildiğinde hep mutlak bir lafız söylenmiş olur. Çünkü bunlar her hangi bir sıfat ile takyid edilmediklerinden gayri muayyen fert ya da fertleri ifade etmektedirler.
20.
aşağıdakilerden hangisi Hanefiler’e göre eğer bir hüküm bir nassta mutlak, diğer bir nassta mukayyed olarak bildirilmişse bu iki nassın birbirine hamli konusundaki ihtimallerden değildir?
Doğru Cevap: "A" hüküm ve hadise aynı olur
Soru Açıklaması
Mutlak ve mukayyedin hükümlerine gelince; bunlarda aslolan, halleri üzerine bırakılmasıdır. Yani, mutlakı ıtlakı üzerine, mukayyedi de takyidi üzerine icra etmektir. Mesela, “Kim hasta olursa veya yolculuk halinde bulunursa, (ve farz orucu tutmazsa tutmadığı günler) sayısınca diğer günlerde (kaza etsin).” (Bakara, 184) âyetinde “eyyam” kelimesi mutlak olarak zikredilmiş olup “mütetabiat” (ardarda) kaydı bulunmadığı için

Ramazan orucunun kazasında tetabu’ (ardardalık) şartı aranmaz.

***Buna karşılık zıhar keffareti hakkında ki “Kim buna (bir köle azad etmeye) güç yetiremezse hanımıyla temas etmeden önce peşpeşe (mütetabiat) iki ay oruç tutsun”. (Mücâdele, 4) âyette ise, “mütetabiat” kaydı bulunduğu için bu kayıt dikkate alınarak, “tetabu” olmadıkça keffa-retin sakıt olmayacağı hükmü çıkartılmıştır. Keza  “Sizden ölenlerin, geride bıraktıkları eşleri, kendi başlarına (evlenmeden) dört ay on gün beklerler..”( Bakara, 234) âyetinde geçen “ezvâcen” kelimesi mutlak olarak zikredildiği için, kocası ölen bir kadının zifaf gerçekleşse de gerçekleşmese de dört ay on gün iddet beklemesi gerekmektedir.
logo

21.
aşağıdakilerden hangisinde ıtlak ve tekyidin hamledilmesi vacibtir?
Doğru Cevap: "A" Itlak ve Takyid Aynı Hüküm ve Hadisede Bulunur
Soru Açıklaması
22.
aşağıdakilerden hangisinde ıtlak ve tekyidin hamledilmesi ittifakla caiz değildir?
Doğru Cevap: "A" Hüküm ve Hadise Değişik Olur
Soru Açıklaması
23.
-……………………kelimesi sözlükte hal, durum, iş, olay, konum anlamına geldiği gibi, aynı zamanda nehyin zıddı olarak bir işin yapılmasını istemek anlamına gelmektedir.boş yere?
Doğru Cevap: "A" emir
Soru Açıklaması
24.
emir:“bir kimsenin daha aşağı konumdaki birine “yap” demesi veya bunun yerine geçecek bir söz söylemesi” şeklinde tanımlayan kimlerdir?
Doğru Cevap: "A" mutezile
Soru Açıklaması
25.
-emri: “emredilen  kimsenin emredilen hususu yapmasını gerektirici

söz” olarak tanımlarlar.ifadesi kimler içindir?
Doğru Cevap: "A" ilk dönem şafiiler
Soru Açıklaması
26.
güç ve kuvvet yoluyla bir işin yapılmasını istemektir“,bir işin yapılmasının otoriter bir tarzda istenmesi için vaz olunmuş söz”dür diye tarif edilen nedir?
Doğru Cevap: "A" emir
Soru Açıklaması
Emir Şu Şekillerden Biri ile Olabilir:

*** Emr-i Hazır: Emir sigaları ile, “Namaz kılın ve zekat verin” (Bakara,  2/; ( 43 ) “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” (Şura, 42/15) ayetlerinde de görüleceği üzere doğrudan

***Başına emir “lam”ı )ل ( gelen muzari siygası ile: “Sizden her kim şehre (Ramazan ayına) ulaşırsa, orucunu tutsun )(” (Bakara, 2/185) ve “İmkanı geniş olan, nafakayı imkanlarına göre versin” (Talak, 65/7) ayetleri buna örnek olarak gösterilebilir.
27.
-…………………… göre emir, engelleyici herhangi bir delil yoksa, bütün ömrü

kapsayacak şekilde tekrarı gerektirir.boş yere?
Doğru Cevap: "A" şafilerin bir kısmı
Soru Açıklaması
***Haber verme maksadıyla olmayıp talep maksadıyla kullanılan haber cümlesiyle: Mesela: “aneler çocuklarını emzirirler)” (Bakara, 233) ayetteki  “emzirirler” ifadesi, “emzirsinler” anlamındadır; Hz. Peygamberin “Hakim öfkeliyken hüküm vermez” hadisinde geçen “hüküm vermez” ifadesi de “hüküm vermesin” anlamında kullanılmıştır.

BİLGİ:Emrin Delaleti:

***Emrin vücuba delalet ederek bu manaya hakikat olduğu, başka manaya ancak karine ile delalet edeceği görüşünde olanlar: Âmidî, bu görüşün İmam Şafiî’ye, fakihlere ve Ebu’l-Hüseyn el-Basrî gibi bir grup mütekellime ait olduğunu söyler. Cübbaî’nin bu konudaki iki görüşünden birisi de bu doğrultudadır.

***Emir, nedb manasında hakikattir. Bu görüş Ebu Haşim’in, Mu’tezileden ve diğer mütekelliminden  birçoğunun ve fakihlerden bir topluluğun görüşüdür. Bu görüş Şafiîlerden de nakl edilmiştir.

***Emir, vücupla nedb arasında lafzen müşterektir. Bu görüş Şafiîlerden nakl edilmiştir.

***Emir, vücupla nedb arasında müşterek bir miktar için konulmuştur ki o da nedb’dir. Mahallî bu görüşü Hanefîlerden Ebu Mansur el-Matüridî’ye nispet etmektedir.

***Ne kast edildiğine delalet eden bir mana ortaya çıkıncaya kadar tevakkuf etmek. Âmidî, bu görüşü Eş’ari’ye, Kadı Ebu Bekr ve Gazali gibi ona tabi olanlara nispet ederek, en doğru görüşün bu olduğunu söyler.

***Mu’tezile usulcülerinin çoğunluğuna ve bazı fakihlere göre mutlak emir hakikatte nedb, yani o işin yapılmasının terk edilmesinden evla olduğunu bildirir. Yeterli ölçüde karine varsa bu üstünlük vücuba dönüşür.

***Ebu Mansur el-Matüridî ve bir grup Semerkandlı alime göre emir sigası vücup, nedb ve ibaha arasındaki müşterek noktayı ifade etmekte olup, o da fiilin talep edildiği veya yapılmasına izin verildiği anlamına gelir.

***Zahirilerden ibn Hazm’a göre ise mutlak emir vücup içindir. Onu başka bir anlama haml etmek keyfi hareket etmektir. Zira Resulullah “Size bir şey emrettiğim zaman gücünüz yettiğinde onu yerine getirmeye çalışın” buyurmuştur. Bu, Allah ve Haricî karinelerin bulunması durumunda bu karinelerin delaletine göre emir, “ibaha, nedb, tehdit, taciz, irşad, te’dib, dua, teşvik” gibi yirmiden çok manaya gelmektedir.

 

***“Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız vakit onu yazın. Bir kâtip onu aranızda adaletle yazsın. Hiçbir kâtip Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan geri durmasın; (her şeyi olduğu gibi) yazsın. Üzerinde hak olan kimse (borçlu) da yazdırsın, Rabbinden korksun ve borcunu asla eksik

yazdırmasın.” (Bakara, 282) Bu ayette, belirli bir

süreye kadar borçlanan kimselerin bunu yazmaları emredilmektedir.

***Zahirîlere göre emir vücup ifade ettiği için, bu ayetteki borçlanmanın yazılmasının vacip olduğuna hükmetmişlerdir.

***Cumhura göre ise bu ayetteki emirler nedb ifade etmektedir. Çünkü buradaki emirlerin nedb’e delalet  ettiğini gösteren karineler mevcuttur.

Bu karinelerden biri Peygamberimizin de içinde yaşadığı ilk dönem İslam toplumunda borçlanmaların çoğunda şahit olmadığı ve borçlanmaların yazılmadığıdır.

***Zahirilerden ibn Hazm’a göre emir vücup için olduğundan yemeğe

besmeleyle başlamak ve sağ elle yemek vaciptir. Cumhura göre ise yemeğe besmeleyle başlamak ve sağ elle yemek mendup olan işlerdendir.
28.
……………….göre emir tekrarı gerektirmez, ancak tekrara ihtimali vardır. Bu konuda: Resulullah’ın hac emrini ilettiğinde Akra b. Habis’in “Her yıl mı ya Resulullah” sorusunu sorması örnek gösterilmektedir. Zira, eğer emrin tekrara ihtimali olmasaydı bu sahabinin böyle bir soru sormasının anlamı olmazdı.boş yere?
Doğru Cevap: "A" imam şafii
Soru Açıklaması
29.
-………………… emir, bir şarta veya sıfata bağlı değilse, tekrarı gerektirmez ve  tekrara da ihtimali yoktur. Ancak bir şarta veya sıfata bağlıysa, o zaman

tekrarı gerektirebilir. Maide suresi 6. Ayette “Eğer cünup iseniz temizlenin” ayetinde emir şarta bağlanmıştır. Cünüplükten temizlenme emri,cünüplüğün her tekrarında tekerrür eder.görüşü kimlere aittir?
Doğru Cevap: "A" bazı Hanefiler ve şafiler
Soru Açıklaması
30.
Sözlükte emrin zıttı anlamında bir şeyi yapmamayı talep etmek, yasaklamak,engellemek, bir işten vazgeçilmesini istemek gibi anlamlara gelen ………………. fıkıh  usulü ıstılahı olarak  “bir işten kaçınmayı buyurucu bir tarzda talep etmeye delalet eden söz” ve “istila (üstünlük) yoluyla bir fiilin yapılmamasını  talep için vaz olunan lafızdır” şeklindeki tanımda boş yere?
Doğru Cevap: "A" nehiy
Soru Açıklaması
Mutlak Emir Derhal Yapmayı (Fevriyeti) Gerektirir mi?

***Hanbelîlerin, bir görüşe göre İmam Malik’in ve Hanefîlerden Kerhî’nin ileri sürdüğü görüşe göre mutlak emir fevriyete delalet eder.

***Hanefî, Şafiî ve Malikîlerden çoğunluğunun kabul ettiği görüşe göre mutlak emir belli bir zamana bağlı olmaksızın fiilin talep edilmesine delalet eder. Bu ise emirde fevriyet ve terahi olmadığını gösterir. Yani emir bu konuda açık bir delalet taşımaz. Dolayısıyla emrin ne zaman yerine getirileceği hususu siganın dışında kalan haricî karinelerden anlaşılır.

***Vakfiyye denilen grubun görüşüne göre mutlak emir ne fevriyeti, ne de terahiyi gerektirir. Onun neye delalet ettiği bilmek için karine ortaya çıkması beklenir.
logo

31.
aşağıdakilerden hangisi nehyin şartlarından değildir?
Doğru Cevap: "A" talep olmamalı
Soru Açıklaması
32.
lugatta;  şamil olmak, kapsamak ve  kuşatmak gibi anlamlara gelen “umum”  kökünden  türemiş, ismi fail bir kelime olup,  şamil olan, kapsayan ve  kuşatan anlamlarına gelen kelime nedir?
Doğru Cevap: "A" âmm
Soru Açıklaması
nehiy şu biçimlerle yapılır

***Nehy-i Hazır: Sarih nehy kalıplarından birincisi doğrudan muhataba bir fiili işlememeyi  buyuran nehy-i hazır sigasıdır

**Nehy-i Gaib: Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin. ” (Al-i İmran, 28)

***Nehy Manası Taşıyan emir Sigası:“pislikten ve putlardan sakının; yalan sözden sakının” (Hacc, 22/30)

***İsim cümlesi veya fiil cümlesinde haber lafzıyla varid olan nehy: İsim cümlesi şeklinde nehye örnek: “Orada İbrahim’in makamı vardır. Her kim oraya girerse güvenlikte olur” (Al-i İmran, 97). Bu ayette isim cümlesi kalıbında Mescid-i Haram’a giren kişilerin güven içinde olacağı bildirildiği gibi, orada bulunanlara eziyet etmenin nehy edildiğine de delalet

vardır. Fiil cümlesine örnek de: “Size anneleriniz haram kılındı” (Nisa, 23) ayetidir. Bu ayette annelerle nikahlanmanın haram kılındığı fiil cümlesi kalıbında verilmektedir.
33.
âmm “Anlamlardan (müsemmeyat) bir çoğulu, lafzan ya da

manen içine alan her bir lafızdır”.tarifi kime aittir?
Doğru Cevap: "A" pezdevi-serahsi
Soru Açıklaması
molla hüsreve göre:“Âmm, sınırsız anlamları kapsayan lafızdır.

Bu tarife göre ise, âmm lafızda şu üç şart aranır:

***Birincisi, “teaddüd”dür. Yani, lafzın delalet ettiği manaların çok olmasıdır. Bu  şarta göre,  özel isimler ve tesniyeler tarifin dışına çıkmaktadır.

***İkincisi, “adem-i inhisar”dır. Yani lafızda, manasının bazı fertlerine delalet ettiğine dair bir karine bulunmamasıdır.  Bu kayda göre, yedi gezegen için kullanılan “es-seyyarat” kelimesi âmmdır. Çünkü her ne kadar manası sınırlı fertlerden ibaret ise de, lafızda buna delalet eden bir karine mevcut değildir. Bu şarta göre sayı isimleri tarifin dışında tutulmuştur.

***Üçüncüsü ise, “istiğrak”tır. Yani lafzın, vazedildiği mananın bütün fertlerini kapsamasıdır. Bu kayıt ile de cins isimler ve nekre cemilerin (cemu’l-münekker) âmma dahil olmadığı anlatılmak, istenmiştir.
34.
Âmm, tek vaz ile, hepsini kapsayacak şekilde sınırsız fertlere delalet eden lafızdır.tarifi kimlere aittir?
Doğru Cevap: "A" hanefi
Soru Açıklaması
35.
aşağıdakilerden hangisi âmm kısımlarından değildir?
Doğru Cevap: "A" lafzı ve manası cemi onlalar
Soru Açıklaması
36.
Türkçe de eşsesli demek olan ………………usülcülere göre: Sınırları (hakikatleri) değişik olan iki veya daha fazla manayı bedel yoluyla ifade etmek (bazılarına göre; için ayrı vaz’larla) vaz’edilen lafızdır. En çok bilinen örneği “ayn” kelimesidir. Hem pınar hem göz hem diz kapağı vs manalara gelmektedir.boş yere?
Doğru Cevap: "A" müşterek
Soru Açıklaması
37.
aşağıdakilerden hangisi Müşterekin kısımlarından değildir?
Doğru Cevap: "A" maddi müşterek
Soru Açıklaması
38.
-…………………..Bu temsil ettiği değişik manalara ayrı ayrı vaz edilen lafızdır. Usulü fıkıhta tartışma konusu olan müşterek budur.tarifi neyi ifade eder?
Doğru Cevap: "A" lafzi müşterek
Soru Açıklaması
39.
-……………….. Bu bir vaz’ ile değişik manalara delalet edecek  şekilde vaz’

edilen lafızdır. Başka bir ifade ile,  her biri ayrı bir mahiyete sahip olan birden çok anlamın ortak noktasını ifade etemek üzere vaz’ edilen tümel lafızdır.  Mesela “hayvan” kavramı bu lafza örnektir.boş yere?
Doğru Cevap: "A" manevi müşterek
Soru Açıklaması
Dini metinlerdeki bir kelimenin müşterek olduğu kesin olarak

anlaşıldığında ise, ondan hüküm istinbatında sırasıyla şu yolun takip edileceği söylenmiştir:

*** Müşterekin muhtemel anlamlarından her hangi biriyle amel etme konusunda acele etmemek (tevakkuf) ve öncelikle kendisiyle kastedilen anlamın hakk olduğuna inanmak gerekir.

***Müşterek bir lafızdan, ameli bir hüküm istinbat edebilmek için, anlamlarından birisi ağır basıncaya kadar araştırma yapmak gerekir.

***Usulcülerin, bir cümle içerisinde kullanılan  müşterek bir lafzın,  anlamlarından hangisinin kastedildiğini tespit edebilmek için üç  aşamalı bir  araştırma yöntemini benimsedikleri söylenebilir:

**İlk aşamada müşterek lafzın kendisi; etimolojik, morfolojik ve leksikolojik açılardan incelenir.

**İkinci aşamada, kelimelerin anlamlarının tespitinde önemli bir fonksiyona sahip olan siyak ve sibak incelemesi yapılır.

**Üçüncü aşamada ise, haberi vahit gibi nakli,  ya da hükmün illeti ve hikmeti gibi akli bir delil aranarak bir  ipucu yakalanmaya  çalışılır. Merkezden muhite doğru, seyreden bu araştırma sonucu müşterek lafzın, anlamlarından birine delalet  eden bir karine bulunursa ona hamledilir.

***Şayet bütün  araştırmalara rağmen,  müşterekin anlamlarından birinin

tercihini gerektiren bir  ipucuna ulaşılamazsa, usul literatüründe “müşterekin umumu” diye bilinen problem ortaya çıkmaktadır. Bu  konuda ne yapılacağı konusunda iki  görüş ortaya çıkmıştır:

***Birincisi: başta İmam Şafii’nin kendisi olmak üzere çoğu Şafii bilginler, Malikilerden Bakillani ve İbn Hacib, Mutezileden Cübbai ve Kadı Abdülcebbar gibi   bilginler, ayrıntılarda  farklı görüşlere sahip olmakla  beraber prensipte, müşterek lafzın, değişik anlamlarına birden hamletmenin  (umumu’l-müşterek)   caiz olduğunu  savunmuşlardır.

***İkincisi,  genellikle Hanefiler ve bazı Mutezilî bilginlere göre; bir cümle içerisindeki müşterek bir lafzın,  değişik anlamlarına birden hamli caiz değildir. Böyle bir  müşterek lafız delil bulununcaya kadar mücmel olur

***Bu görüşü savunan bilginlerin dilbilimsel gerekçeleri ise özetle şöyledir: Müşterek lafız ayrı vaz’larla ayrı anlamlara vaz’ edilmiştir. Bunun için,

müşterek lafzın aynı anda farklı anlamlara hamli vaz’ın esprisine terstir.

Bu problem modern dilbilimciler tarafından da ele alınmıştır. Onlara göre; çok anlamlı kelimeler  değişik bağlamlar içerisinde anlamlarından ancak birisini yansıtır. Bu  görüş Hanefilerin bu konudaki görüşüyle örtüşmektedir.
40.
Usulü  fıkıh ıstılahında  …………. asıl  konulduğu  (vazedildiği)   manada  kullanılan  lafız  olarak  tarif edilmiştir.boş bırakılan yere
Doğru Cevap: "A" hakikat
Soru Açıklaması
logo

41.
Eğer bir lafız, lugat manasıyla ilgisi olmayan diğer bir manada kullanılırsa “………………….adını alır ve yeni bir vazı’ sayıldığı için bu da hakikattir.boş bırakılan yere?
Doğru Cevap: "A" mürtecel
Soru Açıklaması
42.
Şayet bir lafzı din (Şer’), örf veya bir disiplin, lugat manasıyla irtibatlı başka bir manaya naklederse bu lafza “……………….adı verilir.boş bırakılan yere?
Doğru Cevap: "A" menkul
Soru Açıklaması
43.
aşağıdakilerden hangisi vazedildiği manada kullanılması itibariyle lafızlardan değildir?
Doğru Cevap: "A" delalet
Soru Açıklaması
44.
aşağıdakilerden hangisi hakikatin kısımlarından değildir?
Doğru Cevap: "A" hakikati asliye
Soru Açıklaması
45.
-………………..Bu  lügat açısından ilk vaz’ edildiği anlamda kullanılan

lafızdır. Mesela,  insan, racül, mer’e, sema, arz,  gibi kelimeler sözlük anlamlarında kullanılmaları açısından “………………….. adını alırlar.boş bırakılan yerlere?
Doğru Cevap: "A" Hakikat-I Lügavîyye
Soru Açıklaması
46.
Bu Kur’ân ve Sünnetin,  lügavî anlamın dışında yeni bir anlamla kullandığı kelimelerdir.    Mesela mümin,  münafık,  kafir,  fâsık, salat, zekat, hac, savm,  imsak, nikah, talak, ila, zıhar vb. kelimeler, Kur’ân  ve Sünnette sözlük anlamlarının dışında yeni bir takım anlamlarda kullanılmışlardır. Tanımı hangi hakikattir?
Doğru Cevap: "A" Hakikat-I Şer’iyye
Soru Açıklaması
47.
-Bu örfi  kullanımı  vaz’i anlama galib gelerek yeni bir  anlam kazanan kelimelerdir. Bir kelime, söylendiği anda  düşünmeye hacet kalmadan, akla tebadür edecek kadar yaygınsa buna  “…………………….” adı verilir.boş bırakılan yere?
Doğru Cevap: "A" hakikati asliye
Soru Açıklaması
48.
-……………….  usul ıstılahında, “kendi manasında kullanılmasına engel bir karineden dolayı, aralarında bir alaka sebebiyle diğer bir manada kullanılan lafızdır”.boş bırakılan yere?
Doğru Cevap: "A" mecaz
Soru Açıklaması
49.
aşağıdakilerden hangisi  bir kelimenin mecazi manada kullanılmış olması için aranan şartlardan değildir?
Doğru Cevap: "A" kelime kendi manasında kullanılmalıdır
Soru Açıklaması
50.
-……………. lafzın hakiki manasıyla, kullanıldığı ikinci mana, yani mecazi mana arasında,lafzı işitende meydana gelen zihni bir irtibat ve bağdır.boş bırakılan yere?
Doğru Cevap: "A" alaka
Soru Açıklaması
logo

51.
Fakihler, mecazda kullanılan mâna ile, hakikatin manası arasındaki alakaya "………………..l" derler boş bırakılan yere?
Doğru Cevap: "A" sarih
Soru Açıklaması
52.
bir kimse, "Bu malımı sana sattım" deyince, satış akdi meydana gelir. Satanın, "Bu sözümle kiralamayı kastetmiştim" şeklindeki beyanına ……………………….. Çünkü söylediği söz, satım akdi için sarihtir. Kısaca bir satış akdinde, akdin taraflarından birinin "sattım" diğerinin "aldım" demesi

halinde onların ne kastettiklerini ayrıca incelemeye gerek olmaksızın satım sözleşmesinin meydana geldiğine hükmedilir.boş bırakılan yere?
Doğru Cevap: "A" itibar edilmez
Soru Açıklaması
53.
-…………………lügat manası, örtmek ve gizlemektir. Bir şeyi söylerken, söylenenle söylenenden başka bir şeyi kastetmektir. Istılahta ise ………………….. kendisinden kastedilen mana,hemen zihne gelmeyen, kapalı kalan lafızdır. Diğer bir anlatımla kendisiyle kastedilen anlam

herhangi bir karine olmaksızın anlaşılmayacak kadar kapalı olan  lafızlara denilir. Boş bırakılan yerlere?
Doğru Cevap: "A" kinaye
Soru Açıklaması
54.
Meselâ, kocanın karısına talâk niyyeti ile, "İpin boynunda,istediğin yere git. ", "Ailene dön. ", "İddetini bekle.  " gibi sözler söylemesi ……………….dır.boş bırakılan yere?
Doğru Cevap: "A" kinaye
Soru Açıklaması
TEST BİTTİ.
CEVAPLARINIZI KONTROL EDİNİZ.

YANLIŞ SORU BİLDİR